Georgetown Üniversitesi’nde Teoloji ve Güzel Sanatlar Profesörü olan Prof. Dr. Ori Z. Soltes, teoloji, felsefe ve sanat tarihi üzerine dersler vermektedir. Daha önceleri ise Washington DC şehrinde bulunan B’nai B’rith Klutznick Ulusal Musevî Müzesi’nin müdürü ve küratörü olarak görev yapmıştır. Yazdığı bir çok kitabın arasında, Kutsal İşaretlerimiz: Musevî, Hristiyan ve Müslüman Sanatın Ortak Kaynağı ve Musevî, Hristiyan ve Müslüman Geleneklerinde Mistisizm: Tevhid Arayışı isimli kitaplar yer almaktadır. Din, sanat, edebiyat ve tarih konularında CNN, History Channel ve Discovery Channel kanallarına bir çok röportaj vermiştir.

” Hizmet Hareketi, işte bu noktada devreye giriyor ve gerçek İslam’ın özünde sevginin ne denli kökleşmiş olduğu anlayışını yerleştiriyor. Gerçekten de öyle, çünkü Hizmet’in de temelinde Allah için sevmek, ve dolayısıyla insanlığı ve dünyayı sevmek var, ve Hizmet’in tüm faaliyetleri, bu anlayışı bir çeşit canlandırma gayretidir.”

“…. diyebilirim ki Hareket’le ve okullarla irtibatlı ne kadar insan tanıdımsa hepsinde radikal olarak tabir edebileceğim bir tevazu gördüm. Hizmet okullarındaki öğretmen ve idarecilerle her bir araya gelişimde hep aynı kişiliklerle karşılaştım: sakin, latif, ve aynı zamanda da çok yönlü bir insan olarak yetişebilmeleri adına öğrencilerin ihtiyaç duydukları şeylerin yüzde yüzünü değil, yüzde yüz ellisini temine kilitlenme şeklinde tanımlayabileceğim bir adanmışlık izhar eden insanlar.”

” Kişinin Allah’la dolma adına içinde yer tutan diğer bütün şeyleri boşaltmasının önemine; ideal anlamda Allah ve sufinin, yani sevenin ve sevilenin bir bakıma yer değiştirebilir olmasına; Allah’ın, sufinin, ve ikisi arasındaki muhabbetin hep aynı kumaşın ipliği oluşuna bakıldığında, tanıştığım Hizmet hareketi mensuplarının, ilham kaynağı tasavvuf olan Gülen’den esinlenen insanların, -egosuz değil-, egodan sakınan, ondan uzaklaşmaya çalışan insanlar olduğu yönündeki kanaatimin çok doğal bir mantık ürünü olduğu görülecektir. Yaptıkları şeyler için iltifat beklemiyorlar, buna ihtiyaçları yok.Yaptıklarını Allah için, dünya için yapıyorlar.”

” İslamcılar Hocaefendi’nin gayrimüslimlerle aşırı diyalog faaliyetlerinden çekiniyorlar, laikçilerse onun Ayetullah Humeyni gibi olduğu, ve eninde sonunda Yahudilerin, Hristiyanların, laikçilerin, ateistlerin, Hinduların ve diğer bütün herkesin, oldukları gibi yaşama haklarını ellerinden alacak olan bir hareketin mimarı bir İslamcı olduğu endişesini taşıyorlar. Oysa ben Hocaefendi’nin yazdıkları ve ondan esinlenen hizmet hareketi mensupları sayesinde bunun doğru olmadığını biliyorum. Hizmet Hareketi mensuplarının Müslüman olmaları, karşılaştıkları muhtelif inançların meşruiyetini ve bu inanç mensuplarını bütünüyle kabul ve tolere edemedikleri, kucaklayamadıkları anlamına gelmez; zira sonuçta hepimizin aynı kaynaktan geldiğimizin, bir bütünün parçaları olduğumuzun, ve yaşadığımız dünyayı daha iyi bir hale getirmede o kaynağa yardımcı olmamız gerektiğinin farkındalar; bunun gerçekleşebilmesi için ise söz konusu bütünün farklı parçaları, birbiriyle uyum içinde çalışmak mecburiyetindedir.”

Advertisements